4 Nisan 2011 Pazartesi

Söyle  Üşüyor musun baba  Kar düşerken üstüne  Yüreğin de ıslanıyor mu baba  Gitme  Bırakıp gitme demiştim baba  Gittin; …  Yüreğime bir kara diken ekledin  Korkuyorum baba  Ya yağmur yağarsa  Ya silinirse semaya düşen silüetin  Sabahlara nasıl kavuşurum baba  Unutma  Karanlıklar basarsa dünyamızı baba  Bıyık altından bir ince tebessüm at  Belki gökkuşağı oluşur,  Aydınlığa kavuşuruz  Unutmadan baba:  Özlemlerin karışırsa mehtaba,  Göz kırp yıldızlara  Ceylanlarının suretlerini getiririm sana baba  Dön  Ta içre her lahza tutuşuyor bedenim  Desem ki; hafakanlardayım  Gelmez misin baba  ………..  Varlığına tam da bu kadar muhtaçken  Şimdi ayrılığın vakti miydi baba?
                Şimdi şöyle ki, bu şiiri bana ilk aşık olduğum kız göndermişti, beni ağlatmıştı. O babasını çok küçükken trafik kazasında kaybetmiş. Benimki de onun ki gibi bir şey ama ölüm yok işin içinde. Nerden geldi aklına diyebilirsiniz o da şu ki, minibüsteyken yanımda oturan 20 24 yaşlarında ki bir adamın babasıyla telefonda konuşmasına tanıklık ettim. Diyebilirim ki hayatımda duyduğum en samimi konuşmaydı. Belki değil, öyle bir deneyimim olmadığından öyle sanmış olabilirim genede harika bir şeymiş. Gel görelim ki yapısal olarak kıskanç bir çocuk değilim, öyle de yetiştirilmedim. Aslında farketmezdide.  Yetenek olarak çoğu kişiden üstünüm, burnu kalkık olarak tabir edebilirsin beni, pek umurumda olmaz. Harika bir sporcuyum, yakışıklıyım. Çok güzel bir ses tonum var. Kısaca başkalarını kıskanmak için elimde bir neden yok. Ta ki bir noktaya parmak basana kadar. Arkadaşlarımın babalarını içtenlikle kıskanmışımdır, onlardan yakınmalarını ise nefretle karşılamışımdır. İçimden… Ha hani bana öyle babalık yapmış birisi de yoktur veya akıl hocalığı yapmış. Annemdi herşeyim, babamdı, akıl hocamdı, öğretmenimdi, arkadaşımdı, sevgilimdi. Doldurdu boşluklarımı sürekli. Gizli duygulara sahiptir her insan. Ağlatır bazı şeyler insanı, bam teline dokunur inceden. Bende ağlarım geceleri, yanımda kimse yokken. Küfür ederim, o düşen gözyaşı her seferinde çığlık atar yere düşerken. Yastığım da ıslanır, uykum da kaçar. İyi şeyleri de hatırlamak isterim, daha küçüktüm yer etmemiş – derim hafızam.  Ölüm var, bilinen kesin bir gerçek. İçerim o yüzden, o’na inat. Ona benziyorsun diyenlere sert çıkmışımdır, tohumuna inat. 
Tanışamadık pek, kaynaşamadık. Hep bir erkek çocuk istemiş, başarmış. Eline geçen ilk fırsatta gitmiş. Oysa ki beni çok sevmiş, yere göre sığdırmamış, canından can bir parça bilmiş. Be ibine o zaman ne sikime çekip gittin !? Boşver, bir önemi yok artık.
İyi geceler baba. 
Söyle
Üşüyor musun baba
Kar düşerken üstüne
Yüreğin de ıslanıyor mu baba

Gitme
Bırakıp gitme demiştim baba
Gittin; …
Yüreğime bir kara diken ekledin
Korkuyorum baba
Ya yağmur yağarsa
Ya silinirse semaya düşen silüetin
Sabahlara nasıl kavuşurum baba

Unutma
Karanlıklar basarsa dünyamızı baba
Bıyık altından bir ince tebessüm at
Belki gökkuşağı oluşur,
Aydınlığa kavuşuruz
Unutmadan baba:
Özlemlerin karışırsa mehtaba,
Göz kırp yıldızlara
Ceylanlarının suretlerini getiririm sana baba

Dön
Ta içre her lahza tutuşuyor bedenim
Desem ki; hafakanlardayım
Gelmez misin baba
………..
Varlığına tam da bu kadar muhtaçken
Şimdi ayrılığın vakti miydi baba?
                 
Şimdi şöyle ki, bu şiiri bana ilk aşık olduğum kız göndermişti, beni ağlatmıştı. O babasını çok küçükken trafik kazasında kaybetmiş. Benimki de onun ki gibi bir şey ama ölüm yok işin içinde. Nerden geldi aklına diyebilirsiniz o da şu ki, minibüsteyken yanımda oturan 20 24 yaşlarında ki bir adamın babasıyla telefonda konuşmasına tanıklık ettim. Diyebilirim ki hayatımda duyduğum en samimi konuşmaydı. Belki değil, öyle bir deneyimim olmadığından öyle sanmış olabilirim genede harika bir şeymiş. Gel görelim ki yapısal olarak kıskanç bir çocuk değilim, öyle de yetiştirilmedim. Aslında farketmezdide.  Yetenek olarak çoğu kişiden üstünüm, burnu kalkık olarak tabir edebilirsin beni, pek umurumda olmaz. Harika bir sporcuyum, yakışıklıyım. Çok güzel bir ses tonum var. Kısaca başkalarını kıskanmak için elimde bir neden yok. Ta ki bir noktaya parmak basana kadar. Arkadaşlarımın babalarını içtenlikle kıskanmışımdır, onlardan yakınmalarını ise nefretle karşılamışımdır. İçimden… Ha hani bana öyle babalık yapmış birisi de yoktur veya akıl hocalığı yapmış. Annemdi herşeyim, babamdı, akıl hocamdı, öğretmenimdi, arkadaşımdı, sevgilimdi. Doldurdu boşluklarımı sürekli. Gizli duygulara sahiptir her insan. Ağlatır bazı şeyler insanı, bam teline dokunur inceden. Bende ağlarım geceleri, yanımda kimse yokken. Küfür ederim, o düşen gözyaşı her seferinde çığlık atar yere düşerken. Yastığım da ıslanır, uykum da kaçar. İyi şeyleri de hatırlamak isterim, daha küçüktüm yer etmemiş – derim hafızam.  Ölüm var, bilinen kesin bir gerçek. İçerim o yüzden, o’na inat. Ona benziyorsun diyenlere sert çıkmışımdır, tohumuna inat. 
Tanışamadık pek, kaynaşamadık. Hep bir erkek çocuk istemiş, başarmış. Eline geçen ilk fırsatta gitmiş. Oysa ki beni çok sevmiş, yere göre sığdırmamış, canından can bir parça bilmiş. Be ibine o zaman ne sikime çekip gittin !? Boşver, bir önemi yok artık.
İyi geceler baba.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder