4 Nisan 2011 Pazartesi

Yasak Elma.

          Yasak olan herşeyi seçtim, tanıdım, benimsedim. Sen yasaktın inadına sevdim, babam bana yasakmış inadına gitti. Bana “ duyguların yoksa sende yok olursun “ dediler bense inadına yok oldum. Basit değil aslında hiç birşey. Acıların uçağın gökyüzünde bıraktığı iz kadar kolay yok olmuyor yada sinek ısırığı gibi değil. Küçükken hep ne olacağını merak edersin. Büyük adam olup zengin olmak istiyordum. Kimseyi umursamayan biri olarak tanındı benliğim. “ Çağlar işte, böyle o… “ diye geçiştirilmişim. Milyonlarca insan girip çıkıyor hayatına, istediğin hepsiyle sevişip ertesi gün yabancılaşabiliryorsun. Tanrıdan bize verilen güzel bir hediye olsa gerek. Sonra hiç beklemediğin anda biri çıkıp ihtiyacın oluyor, hipermarket malı gibi kodlanıyorsun. YASAK! İşte o yasaklarda seçeneklerin çok kısıtlı. Buna da hayat desek … Bilemem, rüyalarında bile özgür olmayıp bilinç altında kimseyi sikmemiş biri karşıma çıkıp YASAK ELMA’sın derse utanmadan “ siktir git “ diyebilirim. Yada daha farklı küfür edebilirim. Farketmez aslında, gece yatarken çıplak bir kadının tenine dokunmak ne kadar cezbedici oluyorsa, inanabilirim ; yasak elma da o kadar cazip gelmiştir ademoğluna. Bi’ dakka elmayı yiyen diğeriydi. Part II gene farketmez aslında, gerçekten günahlarımız için mi yanıcaz diğer tarafta? Yoksa insan olduğumuz için mi!? Görünen o ki herkesin herkese verebilicek tonlarca cevapları var ama sik kadar verebilceğimiz sevgi yok. Şikayetçi değilim, sevgiye inanlardan da değilim, sevgiyi tanıyanlardan da. Ama daha farklı olabilir miydi … ? – Demeden edemiyor insan. Size kucak dolusu dünya barışı getirdim. Götünüze soktukça beni hatırlayın diye.
            Edit: Şeytan’ın gelecek vaad eden günlüğünden (ç)alıntıdır. Tekrarlıyorum sürç-i lisan siklemem.
          Yasak olan herşeyi seçtim, tanıdım, benimsedim. Sen yasaktın inadına sevdim, babam bana yasakmış inadına gitti. Bana “ duyguların yoksa sende yok olursun “ dediler bense inadına yok oldum. Basit değil aslında hiç birşey. Acıların uçağın gökyüzünde bıraktığı iz kadar kolay yok olmuyor yada sinek ısırığı gibi değil. Küçükken hep ne olacağını merak edersin. Büyük adam olup zengin olmak istiyordum. Kimseyi umursamayan biri olarak tanındı benliğim. “ Çağlar işte, böyle o… “ diye geçiştirilmişim. Milyonlarca insan girip çıkıyor hayatına, istediğin hepsiyle sevişip ertesi gün yabancılaşabiliryorsun. Tanrıdan bize verilen güzel bir hediye olsa gerek. Sonra hiç beklemediğin anda biri çıkıp ihtiyacın oluyor, hipermarket malı gibi kodlanıyorsun. YASAK! İşte o yasaklarda seçeneklerin çok kısıtlı. Buna da hayat desek … Bilemem, rüyalarında bile özgür olmayıp bilinç altında kimseyi sikmemiş biri karşıma çıkıp YASAK ELMA’sın derse utanmadan “ siktir git “ diyebilirim. Yada daha farklı küfür edebilirim. Farketmez aslında, gece yatarken çıplak bir kadının tenine dokunmak ne kadar cezbedici oluyorsa, inanabilirim ; yasak elma da o kadar cazip gelmiştir ademoğluna. Bi’ dakka elmayı yiyen diğeriydi. Part II gene farketmez aslında, gerçekten günahlarımız için mi yanıcaz diğer tarafta? Yoksa insan olduğumuz için mi!? Görünen o ki herkesin herkese verebilicek tonlarca cevapları var ama sik kadar verebilceğimiz sevgi yok. Şikayetçi değilim, sevgiye inanlardan da değilim, sevgiyi tanıyanlardan da. Ama daha farklı olabilir miydi … ? – Demeden edemiyor insan. Size kucak dolusu dünya barışı getirdim. Götünüze soktukça beni hatırlayın diye.
            Edit: Şeytan’ın gelecek vaad eden günlüğünden (ç)alıntıdır. Tekrarlıyorum sürç-i lisan siklemem.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder