4 Nisan 2011 Pazartesi

Mizacımız Mizah.

            Şüphesiz ki çok zaman önceydi. Amerikalı pop starların saçlarına jole sürmekten çekinmediği, amele yanığı ile gezmenin komik olmadığı benim ise halâ beyaz don giydiğim günlerdi. Bundan dolayı güldüğümüz çoğu şey farklıydı. Hatta ve hatta Justin Timberlake’nin daha yeni ergenliğe girdiği, sürekli olarak parlement mavisi badylerle gezdiği zamanlardı. RTÜK o kadar da çok şeye karışmazdı, şimdikine nazaran. Daha çok eli göbeğinde bahçesinde bira içen yaşlı bir adama benzetmek mümkündü. Lakin şuan penise benzetmek çok daha uygun olabilir. Neden mi ? – Eğer görüntülenen olay ufaklığa etki ediyorsa “ YASAK “ eğer indiriyorsa “ Doğal “ kavramanı uygun görmek çok daha yerinde. Aksi taktirde ‘70’lerin Rock starları televizyonlarda görüntülenemez hatta haberdar bile olamazdık. Bunun ise nedeni ‘70’lerin fazla seksüel içerikli şarkıları, giyim tarzı ve hareketleridir. Şunuda eklemek gerekir ki o dönemde iş yapmış bütün starların muhakkak “satisfaction“ adlı bir parçası bulunmaktadır.İlginç. Gösteriş tutkunu bir çok sonradan görme siyasetçi ki ben genelde “ Protokol Malı “ demeyi tercih ediyorum ; servetlerini ikiye katlerken işçi sınıfı yani “ biz “ ekmek bulamazken pastaya talim ediliyorduk. Sanayinin durumu hiçde iç açıcı değildi. Sürekli olarak özelleştirme politikası uygulanıyordu ve bir çok düşünür düşünceleri yüzünden hapse tıkılıyordu. Güzel vatanım, taşı toprağı altın olmaktan çıkmış haksızlık ve soysuzluk ile pisliğe bulanmıştı. Gel görelim ki Süleyman Demirel bunları çokta sikine takmıyordu. Güzel bir anısı vardır, fuhuşların hatsafhada olduğu o dönem (e-5 karayolu hatunlarının tavan yaparak zengin olduğu dönem) Demirel’e gelen “ Ne yapmalıyız !? “ sorusu çokta beklenmedik bir cevapla etek altı yapıldı. “ Genel evleri kapatalım da millet bizi mi siksin ? “ Güzel abicim, milletin sikini eşşeğin götüne, kendi sikini de millete sokmaya meyillenmiş o kadar insan vardı ki ve halâ var ki… (bknz: Recep Tayyyyip!) senin cevabına dokunmak bile boşa kürek. Biraz ileri sarıcak olursak mizacımız tamemen değiştirilmiş ve iş kölesi bir toplum halini almaya başlamıştık.
            Ergen sınıfı bir çok konuda yenilikler göstermeye devam ediyordu tabi ki. Tübidak’ın muhteşem beyinleri, Einstein çakması budala bilim insanı yavaş yavaş çöküp, göç ediyordu. Benim açımdan hiçte önemli değildi. Porno sitelerine inen yasak tecavüzleri arttırmış dns’leri değiştirmek bile artık cazip gelemez olmuştu. Yeni fanteziler geldi, geldi ve tamamen değişti. (bknz : ayakçılar, fetişçiler vs.) Benim zamanımda kat merdiveninden inen dar pantolonlu hatunun kalçasında hayat vardı, şimdi ise o amda bile bit pire arar olduk. Yazık. Gözümüzde sürekli bir ikinci Amerikan vari toplum beklentisi vardı tabi ki. Ne yazık ki bu hiç gerçekleşmicekti ve tamamen hayaldi. Kış gelmeden bahar olmaz, ölüm olmadan yaşam olmaz demişler. Bize düşen gene yutmak, gene sindirmek geceye kabız bir şekilde yatağa girmek düşüyordu.
            Arada aynaya bakarken kendime söylediğim bir cümle var. “ Başkasının umudu benim ümidim olmasın. Benim olanda başkasının umudu olmasın. “ Azda olsa tokat etkisi yaratıyor suratta, kendime getirir beni bazen. İçine baktığın zaman cümlenin sana küfür eder gibi bi’ etki bıraktığını görüceksin. Dönem değişiyor, hele ki yazılanlar hiçbir zaman birbirini tutmuyor. Burada aklınıza başlıktan kaygılanarak komik bir yazı beklediyseniz affola, pek yerinde bi’ tespit olmamış sizin için. Velhasıl genelde sonuç bölümlerinden nefret ederim, pek uygun bitirilen bi’ yazı da okuyamadım. Sürekli sonlar hep yemek tarifi gibi bitiriliyor. Bende o yüzden bir yere bağlamadan kesiyorum burda. Sürçü lisan siklemem selametle. En içten dileklerimle…
P.s : Burda anlatılanların yaklaşık  yüzde onu gerçeğe dayatılmıştır. Şahsi düşüncelerimdir. Ve önemli bir konusu olmadığı gibi, bir belgeye odaklanarak yazılmamıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder