kendimi7m:
Bu böyle olmaz, bunca şey yaşanırken birinin oturup sadece yaşaması olmaz. Bunlar “sonsuzlaşmalı”, kayıt altında bilinçten öte kağıtta olmalı. Hani dün beni öptüğün gibi, kalem gibi dokunmalı. Beyaza, senin dokunduğun gibi; bozuk siyah kalbime.
Ben zamanımı kimseler için önemi olmayan şeylerle geçirirdim, geçiyordum. Bir sürü şeyler yazıp sonra onları okurken ağlayıp yudum yudum ölüyordum. “Neden” bu dört duvar yalnız diye kendime kızıp. Kabaca “sevdiğim” sensiz geçen her saniye kayıp. Sende önce benim de olduğum gibi.
Biz inanıyorum ki müziğin meyveleriyiz, edebiyatın, kalemle kağıdın, kendimize kulp taktığımız adına kimilerinin aşk dediği ağacın. Eros’un okunun, belki de Afrodit’in kokusu. Yani senin kokun bu dünyadan olamaz sevdiğim. Hani burnumu boynuna dayamıştım ya… Film tadında gidelim sondan başlayıp gene sonda bitirelim.
Hollywood tarzı sevgilim, bi’ dur.
Bugün gidecek, sonu baştan belli ayrılığın şart olduğu bir plana sadık kalıcaz. O gidecek, ben kalıcam. Arkadan bakıp trenin kıçına, iç geçirip belki gözlerim dolacak. Çok veda yaşadım ama en acısı sanırım bu olucak. Tren hareket ettikten sonra bir mesajla belki güldürücem yüzünü, buruk tatlı bi’ hüzün misali. İlk geldiği gün mesela, bekleme salonu üzerime üzerime geliyordu. Montum kalbimi sıkıştırıyordu. Karda soyunup ” Hadi gel artık ” diye bağırmak istiyordum. Ehe, sonra geldi de aslında.
http://kendimi7m.tumblr.com/post/16075295606/dun-hayat-m-n-belki-de-en-heyecanl-bekleyisini
Ertesi gün dostlarım, işte ertesi gün. Benim günüm, onunla geçen bir ömür gibi gelen benim günüm. Sevgilim diye tanıştırmaktan mutlu olduğum büyüklerim, abilerim. Kadiköy’ün adamları, esnaf, iş birlikçi, belki mafya belki de pezevenk. Hiç umrumda değil, sanki herkes bilsin gibiydi. Yemek yemesini izledim, yazmasını izledim, çizmesini, nefes alışını, bana bakışını. Daldığı anları. Onu ezberleyip sonra da o gittiğinde tıpkı deve misali mideme su gibi doldurmak istedim “onu”… Bu öyle bişey ki, tarifi zor herkese nail değil. Bunu ona da söylemiştim ben inançlı birisiyim ve o bunu her ne kadar kabul etmesede gerçekten iyi bir insan değilim- dim. Bilmiyorum bir takım şeyler. Böyle bir insanı kazanabilmek için ne yapmış olmam gerekiyor inanın hiç bilmiyorum. Karşıma çıktı. Hayal kurdum ellerine dokunmayı, elleri burda oldu, olduğu her gün benimdi. O belki de kimsenin bende görmediği şeyleri gördü, ben evet kimsede bulamadığım şeyleri buldum - onda. Akşam içtik dostlarım, sevgilimle ilk kez kadeh kaldırdık.
http://asimetrik.tumblr.com/post/16092076811
Gece oldu evlerimize dağıldık.
Sonra ; işte burası en can alıcı nokta.
BEN SEVGİLİM VE TAKSİM (BEYOĞLU) - ve canımız Seda.
Bahariye’de (Kadıköy) hayatım da ilk defa sevgilimle yürüdüm. Gerçekten tanıdığım bir insanla.
Üsküdar’da …
Ve Taksim’de, ilk defa.
“Cambaz” Güzel mekan, sağolsunlar. Biz gene içtik, yanımdaydı, her daim. Her daim eli elimdeydi, sıkılmadan. Daha sıkıca, daha güzelli. Daha o, en fazla o. Dostlarım ben kutsanmışım, papaz tanıdığım yok ama her kimse sağolsun. Kutsal ruh adına! Ve bir güzel gece daha…
Sonra bir gece daha ama bu son geceydi.
Sevgilim provamıza katıldı, beni ilk kez çalarken biri izledi. Gene ilkim oldu, bol bol güldü, gözlerim ondaydı. En berbat halimle, tanısan o an sevmezdin beni. Onun gözlerinin içi gülüyordu…
Neydi “Yeşil Ev” ;
http://asimetrik.tumblr.com/post/16255801433 O da böyleydi.
Ve evet, defterimiz. Defterimiz farklı insanlarla da dolu, sadece bizimle değil. Bizim gibi olan herkesle. Evet ayrım yaptım, aşka ırkçılığım hatsafhada. Tuvalet önünde kaçamak konuşmamız, belki yalnız kalmak isteyişimizden. Onu tam görebilmekten. Öyle güzel ki dostlarım, öyle özel ki. Bugün gidecek, Haydarpaşa Garından 5 de benden ayrılıcak. Herşey gibi şimdilik bu da son bulacak ama şimdilik! Ben seni gene sevicem, bu sefer yanına ben gelicem. Herşeyin bizimle olması dileğiyle sevgilim.
Ve dediğim gibi…
Seni severim sevgilim;
Sevgilin.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder