...
- Otur sevgilim, daha önce duyulmamış
hikayeler anlatacağım sana.
Deniz
korsanlarını duymuşsundur muhakkak. Hani pis, acımasız, cani, merhametsiz, tek
inandıkları din "Okyanus" olan insanlar. Bu yüzden ölümle iç içe ve
başkaları olmadan gayet güzel yaşayabilen insanlar. İnandığı şeyle hergün
acımasızca savaşan, ölüme zevkle kucak açan adamlar. Onların mezarı denizin
dibinde ki altın kum diyorlar, ne kadar çarpıcı değil mi? Pis, acımasız, cani,
merhametsiz, olmalarına rağmen ne kadar güzel bir ölümle ödüllendirilmişler...
Belki gerçekten hakettikerleri içindir. İnsan öldürmek kolay mıdır bilemem ama Denizin
üzerine yakışmayan insanları zevkle öldürebilen, "Bilhassa insanlardan
korkan, o kadar cani olmalarına rağmen". Acı çekmesini bizlerden iyi
bilen, 10 yıl boyunca karaya ayak basmadan sevdiğini kalbinde taşıyan ...
Bilmiyor muydun - Hepsinin kalbinde birer deniz kızı yattığını. Ben de
şaşırmıştım ilk duyduğumda. Onlarında kalbi varmış... 10 yıl boyunca sevdiğine kavuşamayıp
saatlerle sınırlı bir aşka yelken açan insanlar. Hayatları tanıdık gelmeye
başladı sanırım değil mi?..
Bir
gün sana "denizim ol" diyebileceğimi hiç düşünmemiştim,
sevgilim diyebileceğimi de oysaki... Ayda bir gece seni görüp sana doyamadan
geri gitmek bana korsanların hissettiği (duyguları) tam anlamıyla yaşatıyor. Bu
sayede onların aşkı bir ömürlük olurmuş, kavuşamadıkları için belki aynı
toprağa "denizin altın kumuna" gömülüp mutlu olabileceklerini
düşünürlermiş. Biz de öleceğiz bir gün değil mi ? Ne yazık, oysa seninle
dünyanın bütün denizlerini keşfetmeye vardım. Her şarabın tadına bakmaya,
acıları duduaklarından öpüp terketmeye vardım. Seninle herşeye var olabilecek
güce sahiptim. Yo yo, merak etme kimsenin bir yere gittiği yok. Ama ben seni
gördükten sonra tekrar yelken açıcam yalnızlığa, geminin kıçından bakıp sana el
sallerken rüzgarın kimseye belli etmeden gözümden söküp aldığı göz yaşlarını
dökeceğim. Belki deniz taşlarından yaptığın kolyeyi sıkıca tuturken elimi
kanatıcam. Bilirim, seversin kanı. Hayat bi' yerde...
Ayrıca
bilirim ki sen " Denize baktığında sadece bir su birikintisi görüyor
olabilirsin ama ben içime attığım gözyaşlarımı görüyorum sevgilim. Belki de bu
yüzden deniz tutkum bu kadar büyük. Gene de deniz tutar içimi senin gibi. Sen
mahrum etme beni nefesinden. Rüzgarı olmayan denizin tadı çıkar mı hiç ?
" Geceleri çay kokan yalnızlığımı senin kokun bastırsın diye dua
ederdim bilinmeyene, sonra bir baktım yerini alkol şişeleri alıvermiş. İçten
içe bu da yaktı canımı. Dokunuşlarını özlemek, vücudunun her köşesine ince ince
iğneler saplamak gibi. Sanki dokunsan herşey geçecek. Bir uyusak her şey çok
daha güzel olacak. Yani bir daha... Lafı çok uzatmadan, gerçekten "
Denizim olur musun sevgilim ? " Bugünüm, yarınım, sonra ki günüm olur
musun?
Sevgilin...
zaman: yokluğunda.

