Yazmıyorum bazen, inadına. Verilen her yetenek insana, saklansın
istiyorum en içinde. Bu dünyaya hak etmediği şeyleri vermek istemiyorum
hiçbir zaman. Sunmak istemiyorum bir kelimemi bile… Konuşurken dün
kadınımla derinlere işledik. Bazen o da yetmiyor; konuşulan beş saat
telefonda. “Plan yapamadım” dedim ” … hayatım boyunca”.
Ne hayat izin verebildi bunu yapmama belki de ben istemedim hiç plan
kurmayı aslında. Garip, kurulan kafiyeler gibi gereksiz bir eylem bu
hayatımda.
Arkadaşım ; “Bu yaptığın nankörlük! Buna hakkın yok …
“ dediğinde, söylemek istemedim bir şey, terlemiş bardaktan bir yudum
bira çekmeyi yeğledim sadece. Anlamış mıdır ? Aslında pekde umurumda
değil, şu durumda
…
İnsanlar ? Çok fazla garip olmaya başladı “” Bir gün, sevmek istemiştim.
Kendimi unutana kadar. Ayaklarım yerden kesilsin. Heyecandan, atmayı
unutsun mesela kalbim. Avuç içim terlesin, dizlerim titresin … sonra bir
ayna çıktı karşıma ! Gerçekleri gösterdi, ben kötü cadı değildim, olmayanı isteyemedim. Kendime gelip ayaklarım yere bastığında, ufak adımlarla yatağama çekildim. Geceydi…
Ben geceleri sevemedim, ayrıklarım yaşandı, hüzünlerim.
Uyuyor numarasıyla başladı benim hayata olan tiyatrom. Belki de en güzel
rolüm, üç maymunu çok küçükken okudum, benimseyip öğrendim. Bakma şimdi
böyle olduğuma… İçimde midem yanıyor, alev alev. Anneme göre gastrit
olsa da, görülenle yaşanılan her zaman birbirini tutmuyor velhasıl. Bu
da nasıl bir gerçeklikse.
Ben yalanı öğrendim 4 yaşında. Evde kopan gürültüde, gözlerimi
sımsıkı kapatınca … geçecek sandım her şey aniden. 10 saniye saymak 10
yıla bedeldi her gece. Aslında, ben çok küçükken büyüdüm anne…
Kadın tanıdım, kadın tanıdım… Farklıkları yaşadım, kendi
kendime denklemlerimde çürüyüp kendi eşimle çarpıldım. Değerim sıfır
edince yok olup gittim anne. Herkese selam söyle, seni seviyorum
diyebilmeyi isterdim her gece…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder