Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir acımız yok, ne büyük savaşı ne de büyük buhranı yaşadık.
– Tyler Durden.
Denildiği gibi, metrekareye 45.000 mermi düşerken biz daha taşaklardaydık ve futbolcuların don giyerek maça çıktığı zamanları haliyle kestiremedik. İster miydik? Belki, tartışılır. Biz kredi kartlarının konuştuğu ama otobüslerle gezen neslin çocuklarıyız. Aslında biz o nesle mensubuz. Aile saadetinden bir sik anlamayan, duyguları seks ve makyajla köreltilmiş çocuklarız. Alınıp gücenmek yok ben öyleyim, sende öylesin. Evet, etrafına bakma. Sen… İçten içe acımasızca kendimizi yiyip bitirirken sikindirik boş dertlerle, çevremizde olanlardan tamamen bir haberiz. Ne yazık ki kazığın sadece ucu sivri, girdikçe acımaya başlıyor. Anca uyanıyoruz ama çok geç. Götü kaybettik bile. Buralarda gelecek inşa etmek neredeyse imkansızlaştı. “Sokaklar sanattır” bu cümleye eskiden o kadar çok inanırdım ki, şimdi şapkası 85 derece kuzeye bakan ve elinde fiber tespih ile ayaklarını kaldıramayacak kadar aciz insanların himayesinde. O kaçık “topunuzu keserim” teyzeleri bile özlüyorum. Olsa da keşke kesse, sonra gidip bakkaldan ben gene top çalsam. Vazgeçildi her şeyden ve bizden. Etrafta vazgeçilmiş tonlarca sokak çocukları var, bende onlardan biri olabilirdim, bunu okuyan! Sende… Öyle ki insanları sevmem, hiç birinden asla haz etmem. Aşka ve sevgiye inanmam ama sokakta aç uyuyanlar var. Ben beceremiyorsam bu duygulara sahip kişilerin el atmasını beklemem ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama o elin atılması şart. Güneş açar, yaz gelir hastaneden insanlar çıkar, öcler alınır ve adalet yerini buldu zanneder. Herhangi bir siktiğimin hayvanı kafasından mermi yediği için ağıtlar yakılır, kaybedilen değerler ile taşşak geçilir. İşte biz böyle bir neslin çocuklarıyız, hayır biz o neslin kendisiyiz. Böyle bir dünyada yaşıyoruz ve hiçbir şey sikimizde değil..
– Tyler Durden.
Denildiği gibi, metrekareye 45.000 mermi düşerken biz daha taşaklardaydık ve futbolcuların don giyerek maça çıktığı zamanları haliyle kestiremedik. İster miydik? Belki, tartışılır. Biz kredi kartlarının konuştuğu ama otobüslerle gezen neslin çocuklarıyız. Aslında biz o nesle mensubuz. Aile saadetinden bir sik anlamayan, duyguları seks ve makyajla köreltilmiş çocuklarız. Alınıp gücenmek yok ben öyleyim, sende öylesin. Evet, etrafına bakma. Sen… İçten içe acımasızca kendimizi yiyip bitirirken sikindirik boş dertlerle, çevremizde olanlardan tamamen bir haberiz. Ne yazık ki kazığın sadece ucu sivri, girdikçe acımaya başlıyor. Anca uyanıyoruz ama çok geç. Götü kaybettik bile. Buralarda gelecek inşa etmek neredeyse imkansızlaştı. “Sokaklar sanattır” bu cümleye eskiden o kadar çok inanırdım ki, şimdi şapkası 85 derece kuzeye bakan ve elinde fiber tespih ile ayaklarını kaldıramayacak kadar aciz insanların himayesinde. O kaçık “topunuzu keserim” teyzeleri bile özlüyorum. Olsa da keşke kesse, sonra gidip bakkaldan ben gene top çalsam. Vazgeçildi her şeyden ve bizden. Etrafta vazgeçilmiş tonlarca sokak çocukları var, bende onlardan biri olabilirdim, bunu okuyan! Sende… Öyle ki insanları sevmem, hiç birinden asla haz etmem. Aşka ve sevgiye inanmam ama sokakta aç uyuyanlar var. Ben beceremiyorsam bu duygulara sahip kişilerin el atmasını beklemem ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem ama o elin atılması şart. Güneş açar, yaz gelir hastaneden insanlar çıkar, öcler alınır ve adalet yerini buldu zanneder. Herhangi bir siktiğimin hayvanı kafasından mermi yediği için ağıtlar yakılır, kaybedilen değerler ile taşşak geçilir. İşte biz böyle bir neslin çocuklarıyız, hayır biz o neslin kendisiyiz. Böyle bir dünyada yaşıyoruz ve hiçbir şey sikimizde değil..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder